Haberler



Kobitek Haberler

İTO Başarılı KOBİ Yarışması sonuçları açıklandı.

Hidrotam başarıyı AR-GE ile yakaladı

 

2002 yılından 2004 yılına cirosunu Euro bazında yüzde 136 artırarak, AR-GE ağırlıklı üretim tarzıyla ödüle layık görülen görülen Hidrotam Genel Müdürü Ayşan Dalkılıç, 1994 yılında kurulan firmanın 50 metrekarelik bir üretim ortamından, 4 bin metrekarelik bir üretim alanına ulaştığını söyledi. Kadınların iş hayatında daha başarılı ve şanslı olduğunu belirten Dalkılıç, başarılı bir kadın girişimci olarak sosyal faaliyetlere de önemli destek sağladığını kaydetti.



www.koc.com.tr

Arçelik’te öğrendi, makine yapımında “kadın patron” oldu

 

İstanbul Ticaret Odası’nın Başarılı KOBİ Yarışması'nı "Kadın Girişimci" dalında Hidrotam Makine’nin kurucusu Ayşan Dalkılıç aldı. Ayşan Dalkılıç, başarısını Arçelik Araştırma Geliştirme (Ar-Ge) Bölümü’nde çalıştığı 22 yıla borçlu olduğunu belirtiyor. Haydarpaşa Teknik Lisesi Makine Ressamlığı bölümünü bitirdikten sonra 1972’de Arçelik’te Ar-Ge bölümünde işe başlayan Ayşan Dalkılıç, 1994’te emekli olduktan sonra Kartal Oto Sanayi Sitesi’nde Hidrotam Makine'yi kurmuş. Dört yıl sonra, oto sanayii alanında çalışan eşi Fehmi Dalkılıç da şirkete katılmış. Son olarak kızları Berrak Dalkılıç Çekin de aile şirketinde çalışmaya başlamış. Kurduğu Hidrotam Makine ile İstanbul Ticaret Odası Başarılı KOBİ Yarışması’nda “Kadın Girişimci” dalında ödül alan Ayşan Dalkılıç makine imal ediyor. Halen Kartal Oto Sanayi Sitesi’nin tek kadın patronu olan AyşanDalkılıç ile çalışma hayatını ve kazandığı başarının öyküsünü konuştuk. 

Bize öncelikle sizi bu noktaya getiren çalışma hayatınızı anlatabilir misiniz?
Arçelik’te 1972 yılında işe başladım Çayırova Ar-Ge bölümünde 22 sene çalıştım.  Oradan emekli oldum. Ar-Ge’de çalıştığım için, Arçelik çok güzel bir okul oldu. Arçelik’teki çalışmamın bana verdiği artılardan dolayı bugün bir yerlere gelebildim. Öncelikle beni yetiştiren aileme bunun için de teşekkür ediyorum ama sonra da Arçelik’e teşekkür ediyorum. O dönemlerde beni yurtdışına gönderdi.  Türkiye’deki firmalarda birçok eğitimden geçirdi. Aklınıza ne gelirse her şeyi Arçelik’in sayesinde öğrendim. Koç Topluluğu’nun, Arçelik’in, tutumlu olmanın ve çalışkanlığın, hırsın, verimliliğin, kalitenin savunucusuyum çünkü orada öğrendiğim bilgiler beni buraya getirdi. Biliyorsunuz Koç Topluluğu’nun da böyle bir ayrıcalığı vardır. 

Anlatımınıza göre, Arçelik’te aldığınız eğitim ve kendinize karşı duyduğunuz güven taşıdı sizi bu noktaya.
Tabii orada öğrendiğim bilgilerle, oradaki kendime güvenle, şirketimizi on üç senede bir noktaya getirdik. Örneğin, ben emekli olduğumda Türkiye’de ISO 9000 yayılmamıştı. Yabancı bir otomotiv firmasına teklif verdik ve firma yetkilileri bize hayretle baktılar; çünkü ISO 9000’i Türkiye’de yalnızca büyük firmalarla çalışanlar biliyorlardı. Bizim bu bilgimizi görünce işi verdiler. Aparatlarını, bütün  kalıplarını, tesislerinin kurulmasını biz üstlendik. Eğer o Arçelik’teki bilgiye sahip olmamış olsaydım o gün o işleri yapamazdım. Arçelikte Ar-Ge çok önemlidir. Orada öğrendiğim bilgilerle, kendi işyerimi geliştirirken de TÜBİTAK’tan destek aldım. Bütün bunları Arçelik’te Ar-Ge’de çalıştığım dönemde öğrendim. KOBİ olarak ayakta kalmak çok zordur. Çünkü kendi sermayenizi ortaya koyuyorsunuz. Bir yerde sermaye tıkanıyor ve bazen başarısızlıkla da sonuçlanabiliyor. Ama devletin böyle firmaları yönlendirmesi, bizim de Ar-Ge’ye ağırlık vermemizi sağlıyor.

Arçelik’te çalışırken unutamadığınız, sizi çok heyecanlandıran bir anınız var mı?
Bir tanesi çok özel bu anıların. Çok oldu. Arçelik’te sac kazandan plastik kazana geçilmişti. Uluslararası çok büyük bir ödül aldık. Arçelik, yalnız Türkiye’de değil, dünyada da bu ödülle çok büyük sansasyon yarattı. Ben de o dönemde Ar-Ge’de olduğum için çok gururlanmıştım. 

Firmanızı kurduktan sonra Arçelik veya Koç Topluluğu şirketleri için proje yaptınız mı hiç?
17 Aralık depreminin yaşandığı yıldı. Depremin ardından, Arçelik için buzdolabı lehimleme makinesi  işi yaptık. Deprem olduğunda Arçelik bizi Eskişehir’e çağırdı. Teklifleri aldılar ve bizim ucuz olduğumuzu, kalitede onların istediği gibi bir teknolojiyi sunacağımızı  bildikleri için işi bize verdiler. Biz bu işi yaklaşık sekiz ay boyunca şirketimizde yaptık ve başarıya ulaştık. Arçelik’in çıkardığı buzdolaplarındaki lehimi yapan makineyi biz yapmış olduk. Bir de Tofaş’a arabanın kalıplarını delme tezgâhını yaptık. Aydınlatma sektörüne ciddi armatürler yaptık. En son altı ay önce de market raflarını yapan makine yaptık.

Bize şirketinizi anlatır mısınız? Kaç çalışanınız var,  üretim alanlarınız neler?
1994’te şirketimizi kurduğumuz zaman bir tornamız, biz, iki tane tornacımız bir de sekreterimiz vardı. Şirket büyüme yolunda olduğu zaman istihdamda da artış yoluna gittik. Arçelik’ten emekli olduktan sonra emekli paramızla bu sitede dükkan, işyeri aldık. Eşim de dört sene sonra emekli olup gelince, bir yer daha aldık. Sonra bir kiralık yer tuttuk. 1000 metrekare yere çıktık. O dönemlerde 20 kişiye ulaştık. Aldığımız yeni işlerle 45 kişiye çıktı çalışan sayısı. Taşın altına elimizi koyduk. Kendi finansımızı bu işe harcadık. Kriz döneminde de eskiden kalma evimizi dükkânımızı satarak da elemanlarımızı bünyemizden çıkarmama düşüncesiyle gittik. Bir bölümü kendi şirketlerini kurdu, 15 kişilik çekirdek kadro kaldı. Baktık işi uluslararası alanda yapmamız gerekiyor. Düşündük ve kalıp makineleri için çalışma yapıp bütçe ayırdık. Şimdi, kalıp satan ilk on şirkette başarılı KOBİ seçildik. Uluslararası alanda iş yapan KOBİ olarak A puanı aldık. Tüm bu çalışmalarla ciromuz yükseldi. Örneğin geçen seneki ciromuz 844 bin Euro.  Kızımız Berrak da bizimle çalışıyor şimdi. İtalyanca ve İngilizcesi de var. O da Arçelik’te, İtalya'da iki sene staj yaptı. İtalya’da üniversitede okudu hem de çalıştı. Çayırova’da da insan kaynaklarında çalıştı. İki dönem orada staj yaptı. Dolayısıyla o da yine Arçelik’in havasını teneffüs etti. Şimdi bize yeni bir kan kattı Berrak. Bizim İngilizcemizle yurtdışı bağlantısı yapmamız çok zordu. Berrak bize yurtdışını açtı.  

Bir kadın olarak,  çalışma hayatında, hem de erkek egemenliğinde bir alan olan makine imalatında ne kadar zorluk yaşadınız? 
Ben Arçelik’te kadın erkek ayrımını hiç görmedim aslında. Arçelik’te çalıştığım dönemlerde, yaklaşık 20 yıl önce, yöneticim beni İtalya'ya kalıp kabulü eğitimine yolladı örneğin. Bulaşık makinesi kalıbı yapımı eğitimi aldım. Çünkü ilk kalıp kabulünü üretimde ben çizmiştim. Arçelik’te çalıştığım zaman hiç ikinci sınıf bir vatandaş olarak görmedim kendimi açıkçası. Tabii yine buna rağmen kendimi kabullendirmek için çok çalıştım. Çok yol kat ettim. Gece kadınlara mesai olmadığı halde çalıştım. Arçelik’de azimli bir kadın çalışan olduğum için önüm açıldı. Kadınlar zaten azimlidir, daha çabuk öğrenir, değişen koşullara daha hızlı uyum sağlar. Örneğin Arçelik’ten emekli olmadan dört–beş yıl önce kâğıt çiziminden bilgisayar çizimine geçildi. En hızlı ben öğrendim ve benim masama hemen bilgisayar konuldu. Kendi firmamı kurduğum zaman da, kadın olarak karşılarına konuyu bilerek gittiğinizde daha çok güvenerek iş veriyorlar size. Kadın olmanın avantajlarını çok iyi değerlendirdim, kullandım. Benim teknik lisede okuduğum dönemlerde bizim sınıfta dört tane bayan vardı. Koca okulda dört tane bayanın olması da çok büyük bir farktı yani. Bir kadının erkeklerden farklı olduğunu, daha hırslı olduğunu istediklerini daha rahat yaptırabildiğini daha iyi bir girişimci olduğunu, ayaklarının üstüne bastığını, bir işi yaparken başka bir işi de yapabildiğini, teknik zekâsı olduğunu iş hayatım içinde de yakından gördüm ve çalıştığım yerlerde de bunu fark ettirdim. Gerçekten kadınların bu konuda çok büyük becerileri var.  Kaynağından indir.



MakinaTek
Sayı 102, Nisan 2006
Makinacılık Ruhu Asla Emekli Olmaz Nihat Aktaş 


İstanbul’un Sarıgazi semtinin bir köşesinde Hidrotam Makina’nın kapısında bizi Ayşan Dalkılıç karşılıyor... Halefşan Sümen’le birlikte sektördeki “tek firma sahibi kadın girişimcimizle” görüşmek üzere burada bulunuyoruz. İstanbul Ticaret Odası’nın çalışmalarını ödüllendirdiği Dalkılıç’ı yakından tanımak istiyoruz. 2005 yılının sonunda Başarılı KOBİ Yarışması’nın “Kadın Girişimci” dalında ödül kazanan Ayşan Dalkılıç, emekli maaşıyla kurduğu firmasıyla üretmenin, kendini gerçekleştirmenin sonu gelmeyen bir uğraş olduğunu kanıtlıyor bizlere. Onun makina sektöründeki sıra dışı işlerini, yaşam felsefesini ve getirdiği ilkleri dinlemeye koyulalım. 
*** Öğle saatlerinde başlayan görüşmemiz yaklaşık bir saat sürdü. Görüşme sonunda elimizde iki tane uzun listeyle tesisten ayrıldık. Bunlar Hidrotam Makina’nın referans listesi ile Ayşan Hanım’ın çeşitli hobilerinin sıralandığı liste… İşinde başarılı olmak için zorlu bir savaş verirken, hobilerini ihmal etmeyen renkli bir karakter Ayşan Dalkılıç… Hobileri sayesinde günlük yorgunluktan uzaklaşıp mücadele gücü kazandığını söylüyor. Ve ekibini de kattığı bu mücadelede başarılı kaleler kazanmış görünüyor. 12 yılın sonunda Hidrotam Makina’nın ulaştığı seviyeyi anlamak için referans listesindeki dev firmalara, kazanılmış kalelere bakmak yeterli: Arçelik, Beko, Bosch, DemirDöküm, Eren Grup, Fiat, Ford, Honda, Klimasan, Profilo, Siemens, Teba, Tofaş, Toyota, Vestel… *** Dalkılıç ödül sonrası basının yoğun ilgilisiyle karşılaşmış. Cevaplamaktan en sıkıldığı soru “Bir kadın olarak nasıl oluyor da…” diye başlayanlar… Kadınlığın iş hayatında eksiklik olarak algılandığı peşin hükmüne tavır koyuyor öncelikle. Çalışmayan üretmeyen kadına karşı Dalgılıç. Ev kadını bile olsa atıl enerjiyle yaşamanın, yaşama bir saygısızlık olduğu görüşünde… Ayşan Hanım’ın sevdiği sorularsa Arçelik ile başlayanlar. Biz de oradan başlayalım. Arçelik’e girdiği 1972 yılından… 
*** Haydarpaşa Teknik Lisesi’ni bitirdikten sonra girdiği ikinci okulun adı Arçelik... Dalkılıç Türk özel sektörünün bu en büyük okulundan tam 22 yıl sonra başarıyla mezun olur. Çeyrek asra yakın Arçelik’te Ar-Ge servisinde çalışır. 70’li, 80’li yıllarda böyle bir serviste çalışmanın ne kadar büyük bir birikim yarattığını hayal etmek güç değil. “Ar-Ge’de çalıştığım için, Arçelik çok güzel bir okul oldu. Oranın bana verdiği artılardan dolayı bugün bir yerlere gelebildim. Bizi yurtdışına gönderdi. Türkiye’deki firmalarda birçok eğitimden geçirdi. Koç Topluluğu’nun, Arçelik’in, tutumlu olmanın ve çalışkanlığın, hırsın, verimliliğin, kalitenin savunucusuyum çünkü orada öğrendiğim bilgiler beni buraya getirdi” diyor Dalkılıç. Hidrotam Makina 1994 yılında kurulur… Bir freze, bir torna tezgahı ve bir sekreterle açılan ufak bir atölye hayal edin. Ama tüm sermaye bu değil. Üstüne Arçelik’te işbirliği yapılmış firmalarla kurulan dostlukları, girişim cesaretini ve en önemlisi makinacılık ruhunu eklemek gerek. Fabrikanın her metrekaresine yansıtılmış o ruh, bugün şirketi ayakta tutan temel direk. Bitmeyen üretme tutkusuyla büyüyen o küçük atölye, 4 bin metrekarelik bir fabrika olarak hizmette şimdi. “Emekli olunca öncelikle Tezsan’a giderek ufak tefek imalatlar aldık. Tezsan kısa süre sonra kapandı. Biz de başka kapıları çaldık” diyor Dalkılıç. Ve hemen bir anısını ekliyor burada. Tezsan’dan emekli olmadan ayrılan bir ustayı garsonluk yaparken bulup, “kulağından tutup” atölyeye kazandırmış . Ve o usta hala Sarıgazi’deki fabrika’da ter döküyor, emek sarf ediyor. 12 yılın bilançosu 12 yılda sayısız makina üretimi, pek çok proje gerçekleştirir Hidrotam. Beyaz eşya ve otomotiv devlerine özel makina imalatı ağırlıktadır. Yaptıkları makinalar üretime zaman ve tasarruf sağlar çoğunlukla. Mesela Bosch’a Boy Kesme Hattı, Tofaş’a otomobilleri delme makinaları yaparlar; Toyota’ya oturma grubu makinaları… Derin donduruculu buzdolaplarının evaporatörlerinin dışındaki boruları sıkı olarak sarma… Boru üstüne alüminyum ve/veya PVC bant sarma makinası diğer akla kolayca gelen projeler. Hidrotam bu işi Türkiye'de, bant sarma tezgâhıyla otomatik olarak ilk gerçekleştiren firmadır… Bunun gibi sayısız projeye imza atılır. Üretimi izleyip öneriyorlar Hidrotam ekibi oturup makina tasarım işinin kendilerine gelmesini beklemiyor yalnızca. Bazen Ayşan Hanım eşi Fehmi Bey ile çeşitli tesisleri ziyaret edip daha iyi üretim nasıl olabilir diye önerilerde bulunuyorlar İşin illa kendilerine verilmesini de beklemeden. Ayşan Hanım miliyetçi duygularla hareket edip işin daha ucuza mal edilmesini ülke adına kazanç saydıklarını söylüyor: “Bir markanın ürünlerini daha ucuza mal etmesi diğerlerini de aynı beklentiye itiyor. İşin içine daha fazla otomasyon giriyor. Otomasyon, en iyi ucuzlatma yöntemi. O nedenle artık Türkiye’den daha ucuza ve daha kaliteli ürünler çıkabiliyor. Bizim gibi yerli üretim yapan firmaları azlığı ve işlerin yurt dışına verilmesi nedeniyle yurt dışındaki firmalar birer dev haline gelmişler.” Büyük firmalar! Hidrotam, büyük şirketler için bazı makinaları yabancıların üçte bir fiyatına yapınca, yabancılar da fiyatlarını ucuzlatma yoluna giderler. Ayşan Hanım, burada hem fiyat avantajımız var, hem de yakınlık nedeniyle daha iyi hizmet verebiliyoruz diyor. Hidrotam Makina’nın yurt dışındaki rakiplerini de kolayca diskalifiye edebilecek durumda olduğunu söylüyor. Hidrotam ekibi Ayşan Hanım’ın kaptanlığında zorluklara rağmen yoluna devam ediyor. Üretme istekleri, azimleri onları ayakta tutuyor, yollarına ışık oluyor. 
*** 
Röportaj bitiminde tesisten ayrılırken Halefşan Hoca’ya onun sık kullandığı bir dipnotu hatırlatıyorum. “Makinacılık bir ruh işidir, bunun için makina mühendisi olmak gerekmez” notunu… Ayşan Hanım’ı tanıdıktan sonra anlıyoruz ki insan emekli olsa da makinacılık ruhu asla emekli olmuyor!..


Hürriyet Insan Kaynakları Hanife BAŞ

Emekli ikramiyesiyle şirket kurdu ödül aldı.

Küçüklüğünden beri teknik konulara ilgi duyan Ayşan Dalkılıç, emekli olduktan sonra bu ilgisini girişimciliğe dönüştürdü. Emekli ikramiyesiyle 1994’de Hidrotam Makina’yı kurdu. Firmayı ihracat yapan bir şirket haline getirdi ve İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) KOBİ yarışmasında Kadın Girişimci ödülünü aldı. 
Ayşan Dalkılıç, Türkiye’de ‘erkek işi’ olarak görülen makine yapımı alanında kendi işini kurmuş bir kadın. Onun hikayesi birçok insana örnek olabilecek türden. Küçüklüğünden beri hep teknik konulara ilgi duyuyor, evdeki tamirat işlerini bile kendi yapıyordu. Şu anda da evde ve işyerindeki teknik ve elektrikle ilgili tamiratları kendisi yapıyor: ‘Babam demiryollarında makine teknisyeniydi. Çocukluğumda babamın işinden çok şey öğrendim. Haydarpaşa Teknik Lisesi’ne girdiğimde sınıftaki birkaç kızdan biriydim. Arçelik’te de teknik işlerde çalışmaya başlayan ilk kadınlardandım.’ 

Ayşan Dalkılıç, Haydarpaşa Teknik Lisesi’ni bitirdikten sonra 22 yıl Arçelik Çayırova fabrikasında ürün mühendisliği bölümünde çalıştı. Herkesin yaptığı gibi iş hayatının başında değil, emekli olduktan sonra girişimci oldu. Emekli ikramiyesiyle 1994’te Hidrotam Makina’yı kurdu. Kendisi gibi Arçelik’te çalışan eşi Fehmi Dalkılıç da emekli olunca eşinin şirketinde çalışmaya başladı. 

İlk işyeri, İstanbul Kartal Oto Sanayi Sitesi’ndeki 100 metrekarelik bir dükkandı. Zamanla işlerini biraz daha büyüterek Des Sanayi Sitesi’ne taşındı. Şu andaki dört bin metrekarelik fabrikası Sarıgazi tarafında. 20 çalışanı var, yıllık cirosu 1 milyon 200 bin Euro’ya ulaştı. İlk günden itibaren büyük şirketler için makine üretiyor. Müşterileri arasında Arçelik, Vestel, Ardem gibi firmalar olan şirket, ihracat da yapıyor. 

Dalkılıç, teknolojiyi yakından takip ediyor, alanıyla ilgili fuarları kaçırmıyor. Araştırma-geliştirme çalışmaları yapan bir KOBİ olarak Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme Birliği (KOSGEB), Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) ve TÜBİTAK’ın teşviklerinden de yararlanıyor. 

Kızını yönetime hazırlıyor. 

Ayşan Dalkılıç, tek çocuğu Berrak Çekin’i yönetime hazırlıyor. Kızı, Halkla İlişkiler ve Reklamcılık okumuş, ABD’de MBA yapmış. Şirkette yurtdışı ilişkilerle ilgileniyor. Annesi kızının teknik detayları öğrenmesi için çaba harcıyor. 

<< Önceki Sayfa


© Hidrotam 2016 - Her Hakkı Hidrotam Makina San. Tic. Ltd. Şti.'ne aittir.